Hazan Mevsimi

yalnız kalbi vardır hüznü olanın

Yalnızlık… Senden eski, benden biri!

Yazan: hazanmevsimi Haziran 7, 2008

Yalnız hüznü vardır kalbi olanın

Belki de sıradan genellemeler gerçeğin ta kendisi!
Belki de birçok şey bu kadar basit aslında!

Mesela…
Galiba…
İnsanlar ikiye ayrılıyor temelde…
Yalnız kalamayanlar ve yalnız kalabilenler.
Hep yalnızlıktan kaçanlar ve hep yalnızlığa kaçanlar.
Yalnızlığından gizliden gizliye nefret edenler ve gizli gizli yalnızlığı özleyenler.
Şu ömrümde hem yaşayarak hem de okuyup kavrayarak öğrendiğim o ki…
Bu ayrım aynı insanda zaman zaman görülen iki ayrı ruh hali falan değil.
İki farklı kişilik bu.
Ya öylesin, ya böyle!

 

  Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Okuduklarım | 1 Yorum »

Ahdimizi Perçinledik

Yazan: hazanmevsimi Haziran 1, 2008

Yaşım otuzu geçti. Bu güne kadar çok sayıda Fetih Şöleni’ne katıldım. Elazığ, Ankara, Eskişehir, Sakarya, Kocaeli, İstanbul ve diğerleri…

Hepsi zor organizasyonlardı. Önce MGV şimdi AGD gerçekten şartlarını zorlayarak çok büyük bir yükü sırtlıyor her fetih şöleninde. Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şubesinin tek başına kaldıramayacak kadar yoğun ve yüklü programda İl Başkanı İbrahim Güli ve çalışma arkadaşlarının üstün gayreti takdire şayandır.

 


Milli Görüş’ün en zor döneminde gençliğin yükünü omuzlayan Muterem İlyas Tongüç Bey’in heyecanı, emeği ve katkısını ifade etmeden geçemeyeceğim.

Elbette aksaklıklar olacaktır. Fakat teknik ve organizasyon anlamında Sakarya Şubesi yapabileceğinin en güzelini yapmıştır.

Heyecan sabah başladı

Sakarya, (Sakaryalıların tabiri ile “Ada”) tarihi günlerinden birini daha yaşadı.

Türkiye’nin dört bir yanından fevç fevç akın eden onbinlerce Milli Görüşlü, şehrin sokakları sabahın erken saatlerinden itibaren doldurmaya başlamış, akşam yaşanacak olan şölenin fotoğrafını gündüzden çekivermişti.

Programa  saatler kala stadın çevresini doldurmaya başlayan heyecanlı topluluk hem program saatini bekliyor hemde daha önce hiç görmediği dava kardeşleriyle yıllardır aynı evde yaşamışçasına yürekten muhabbet ediyordu..

Herkesin dilinde ve yüreğinde “Hocam gelecek mi?” suali bir ümit olarak duruyordu.

”Erbakan Hoca’yı yasaklarsak bunların direnme gücü biter, çok çabuk pes eder, dağılır giderler” fısıltılı tezgâhına asla gelmeyen Milli Görüşlüler, daha önceki yazımda da ifade ettiğim gibi tüm dünyaya “Bu iş daha yeni başladı” mesajını vermek için daha büyük bir heyecanla gelmiş ve sessizce, akacak geceye bırakmışlardı kendilerini.

Küçük bir eleştiri
Saadet Lideri Kutan’ın Stadyuma gelmesini beklerken katılımcıları eğlendirmek adına bir dizi müzik dinletisi yapıldı. Açık konuşmak gerekirse müzik kalitesi olmayan, sesleri son derece perdesiz sanatçı adaylarının play back eserleri hem stadyumu dolduran onbinlere hemde tv5 vasıtasıyla ekranları başında izleyen insanlara haksızlıktı diye düşünüyorum.

Karaoğlu ve Mürare’ye teşekkür
Müzik dinletisini kurtaran  isimler yine vazgeçilemezimiz Ömer Karaoğlu ve Umut Mürare oldu. Şehit Türküsü’ne tempo tutmanın ayrı bir buruk heyecanı yaşanır yılladır bu yüreklerde…Keşke ‘Güller Açmasada’ diyebilseydik..

Sadakatin Sembolü Stadyuma giriyor
Saatler ilerledikçe heyecan doruğa çıkıyor gençlik heyecanla siyasetin gülen yüzü Recai kutan’ı bekliyordu. Muhterem M.Recai Kutan Bey’in stadyumu teşrifiyle içlerinde tuttukları volkanı patlatan onbinler, iki sadık dostu yalnız düşünememiş olacak ki “Mücahit Erbakan, Başbakan Kutan” sloganlarını gırtlakları yırtılırcasına seslendiriyorlardı.

Ellerde “al” bayrağımız dillerde “Müjdeler olsun refah geliyor”, Onun manevi varlığı muhterem Kutanla birlikte sahaya sirayet etmişçesine coşkulu bir karşılama….

Kutan’dan, “Evlatlarım” Gençliğe mesajlar
Saadet Partisi lideri Recai Kutan, kendisini sloganlar ve sevgi seliyle karşılayan gençliğe hitabında İstanbul’un fethinin 555. yıldönümünü büyük bir heyecanla kutladıklarını belirterek, fetih sırasında yaşanan olayları anlattı. Fethin manevi olarak da çok büyük önemi olduğunu ifade etti. Kutan, ‘EVLATLARIM’ diyerek sahip çıktığı Milli Gençliğe “İstanbul’un fethinden dersler almamız lazım. Hem maddi hem de manevi alanda dersler almamız lazım” diyerek bir dizi nasihatlerde bulundu. Kutan, Haçlı seferlerinin devam ettiğini ve ülke genelinde çok sayıda apartman kiliselerin açıldığını ifade ederken aynı zamanda İstanbul’u fethedenlerin torunlarının yeniden büyük Türkiye için çalışması gerektiğini ifade etti.

Kutan’ın konuşmasında dikkat çeken bir husus ise, konuşma metinin tamamıyla fethe ayrılması ve Muhterem Erbakan Hocamızdan (sanırım Hoca’mızın talebi) tek kelime olsun bahsetmeyişiydi.

Zaten buna gerekte yoktu. O hep stadyumda bir yerlerde onbinleri selamlamıyor muydu?

Sanki O, konuşuyordu
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Gençliğe Hitabı’nın tam metin olarak okunduğun an Fetih Şöleninin en duygulu sahneleri yaşandı. Katılımcılar Erbakan’ın Gençliğe Hitabını gözyaşları ve sloganlar arasında dinlediler.

Yeminimizi perçinledik
Program sunucusunun anonsu ile ayağa kalkan onbinlerce genç, Erbakan Hoca’nın daha önce bir başka programda yaptırdığı zafer yemininin kaydını hep bir ağızdan coşku ile tekrarladılar.

“Mücahit Erbakan, Başbakan Kutan”, “Hocaya sadakat şerefimizdir”, “Hoca’ya uzanan eller kırılsın” sloganlarının sık sık atıldığı Fetih ve Gençlik Şölenine yurt dışından çok sayıda temsilci katıldı.

Fethin canlandırılması ve ışıklı lazer gösterisi ise geceye ayrı bir hava katmıştı.

Fetih Şöleni ile ilgili bundan sonrada yazılar yazılacak çıkartılması gereken derslerle ilgili çok sayıda kalem oynatılacaktır.

Şimdilik bu kadarıyla yetinelim..

FETİH ŞÖLENİ FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLA

Yazı kategorisi: Günlük | 1 Yorum »

Bu iş daha yeni başladı

Yazan: hazanmevsimi Mayıs 31, 2008

“Siz bizim bedenlerimize el koymaya çalıştıkça biz sizin yüreklerinizde yeni fetihler gerçekleştireceğiz”

Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Günlük | 1 Yorum »

Kahroluyorum!..

Yazan: hazanmevsimi Mayıs 27, 2008

Sen hep dik durdun! Dik başlı olmayı DİK durmak sananlara karşı..

İsmet İnönü’nün “Bu memleket bir tane adam yetiştirdi. O da dinci çıktı.” (1973) dediği Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu gece sessiz sedasız ev hapsine mahkûm oldu.

O’nu, Siyonistler, masonlar, İslam ve Türkiye düşmanları hiç sevmediler.
Bunu anlamakta zorlanmıyoruz.
Ya alnı secdeye varıp Hoca’nın ardından küfredenlere ne demeli?
Sahi, Erbakan Hoca ne yapmıştı onlara?
Ezan okumanın yasak olduğu bir ülke’nin Meclis kürsüsünde ‘Allah’ın selamı ile konuşmaya başladığında’ en çok Müslümanlar eleştirdi O’nu.

Eli iş tutamayanlar, adam yerine konulmayanlar, köylüsün, köylü kal! söylemine muhatap olanlar, hakim devletin keskin kılıcından korkan pısırık Müslümanlar, bir zamanlar islamdan bihaber yetişecek neslin endişesini duyanlar, adam yerine konulmazken bugün memleketin her köşesinde her kademede görev yapanlar. Size ne oldu?

İzzet, onur ve saygınlığımızı yeniden kazanmamızda zerrece katkısı yok mudur, bugün sesimizi çıkartmadan ev hapsine mahkûm ettiğimiz Erbakan Hoca’nın?

Hukuksuzluğun, siyasal yargının, Siyonist kıskacın kurbanı olan bir hizmet adamı beyhude sebeplerle ev hapsine yatıyor!

Kimse için bir şey ifade etmiyor mu?

Hiç mi vicdan kalmadı bizleri ayakta tutan cesetlerde?

Allah rızası için HAYKIRACAK kimse yok mu?

Yüreği kan ağlayan bir adem çıkmaz mı?

Ne oldu Sadet Partisi teşkilatlarına?

Ne oldu Hoca’nın en çok sevdiği kurum olan Anadolu Gençlik teşkilatlarına?

Siz neden susuyorsunuz?
 

 


Bir iki kuru basın açıklaması dışında ne yaptınız?Tüm yükü yine Sayın Kutan’ın sırtına yüklemek ne kadar adil?
Çıkın ortalığı ayağa kaldırın demiyorum!

Ama AKP’yi eleştirmek dışında ne yaptık, ne yaptınız?

AKP’den medet ummak neye yarar.

Onlar zaten Hoca’yı terk edip gitmekle yapmaları gerekeni yapmadılar mı?

Hoca’yı 30 kişi mi karşılayacaktı havaalında?

Tekerlekli sandalye ile boynu bükük bir halde mi görecektik Hocamızı?

Kanıma dokunuyor PC başında bu cümleleri yazmak.

Kahroluyorum.

Ellerim titriyor toparlayamıyorum.

En basitinden ağlamak istiyorum…
 

 

Yazı kategorisi: Günlük | 3 Yorum »